Ibadetler - ----- WWW.TAVUS.BLOGCU.COM ----- - Blogcu



----- WWW.TAVUS.BLOGCU.COM -----

İbadetler

Kategori: Ibadetler
İbadetler



İbadet

İbadet Demek Bütün Yaşayışta Kulluk Demektir

Namaz

Namaz Hakkında Ayetler

Namazla İlgili Hadis ve Bilgiler

Namaz Mü’min’in Mirâcıdır

Namazın Faydaları

Namazın Keyfiyeti

Namazların Tarifi

Namaz Beş Vakittir

Peygamber Efendimiz'in Namazı

Sahabilerin Namazları

Cemaatle Namaz Kılmak

Uyanık Mumin

Namaz Kılmayanın Cezası

Namazla İlgili İbretli Bilgiler

Namazın Sağlık Açısından Bazı Hikmetleri 

Namazdan Kurtulmanın Yolu

Hacet Namazı

Namazdan Sonra Dua ve Tesbih

Dua - 1

Dua - 2

Dua - 3

Duamız Olmasa

Duaların Kabul Olmayışının 10 Sebebi

Günlük Duâlar

Hastalar İçin Şifa Duaları

Namazlarda Okunan Dualar ve Sureler

Fatiha Suresinin Fazileti

Peygamber Duaları

Peygamber Efendimizin Bazı Duaları

Oruç İbadeti

Zekat

Abdestin Fazileti ve İbadetler Açısından Önemi

Abdest İle İlgili Hadisler

Gusül

Hac İbadeti

Zikir

10:58 - 30/10/2008 - yorum {yok} - yorum yaz


İbadet

Kategori: Ibadetler

İBADET

İbadet, Allah'a tâzim ve saygı göstermek ve O'nun verdiği nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmektir.

Niçin İbadet Ediyoruz

Bizi yoktan var eden ve yaşatan Allah'tır. Yüce Allah; Vücudumuzu, gören gözler, işiten kulaklar ve konuşan dil gibi mükemmel organlarla donattı. Diğer canlılardan farklı olarak bize akıl verdi ve varlıklar arasında seçkin bir duruma yükseltti. Bunlardan başka, yaşayabilmemiz için teneffüs ettiğimiz havadan, içtiğimiz suya kadar sayısız nimetler verdi.
Ayrıca bizi yalnız bırakmadı, Peygamberler ve kitaplar göndererek dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösterdi. Bütün bu iyiliklere karşılık Allah bizden kendisini tanımamızı ve ona ibadet etmemizi istemektedir. Şöyle bir düşünelim: Çok iyiliğini gördüğümüz bir büyüğümüze karşı saygı gösterir iyiliklerine teşekkür ederiz. Bize bir görev verse seve seve yaparız değil mi?
Öyle ise, bizi yoktan var eden ve sayılamayacak kadar nimetler veren Yüce Allah'a karşı teşekkür etmek ve emrettiği ibadetleri seve seve yapmak gerekmez mi?
Elbette gerekir.
Yaradılışımızın gayesi Allah'ı tanımak ve ona ibadet etmektir. İbadet görevlerini yaptığımız takdirde hem Allah'ın verdiği nimetlere karşı teşekkür borcunu yerine getirmiş oluruz, hem de O'nun sevgisini kazanırız. Eğer biz Allah'a karşı ibadet vazifelerini yerine getirir, O'nun sevgisini kazanırsak, Allah, bize dünyadaki nimetlerinden çok daha fazlasını ahirette verecek ve bizi cennette sonsuz mutluluğa kavuşturacaktır.

İbadet Çeşitleri

İbadetler üç çeşittir:
1– Beden ile Yapılan İbadetler: Namaz kılmak, oruç tutmak gibi.
Beden ile yapılan ibadetleri her müslümanın kendisi yapması gerekir. Başkasını vekil etmesi caiz değildir. Bir kimse başkasının yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz.
2– Mal İle Yapılan İbadetler: Zekât vermek ve kurban kesmek gibi. Bir kimse mal ile yapılan ibadetlerde başkasını vekil edebilir.
3– Hem Mal, Hem de Beden İle Yapılan İbadet: Hac vazifesi böyle bir ibadettir. Parası olduğu halde hacca gidemiyecek derecede sakat, hasta ve çok yaşlı kimseler, kendi yerine bir başkasını bedel olarak hacca gönderebilir.

İbadetin Faydaları

Bedenimizin gerekli gıdalara ihtiyacı olduğu gibi rûhumuzun da gıdaya ihtiyacı vardır. Rûhun gıdası iman ve ibadetlerdir. İbadet, rûhumuzu yükseltir, bizi kötülüklerden sakındırır, ahlâkımızı olgunlaştırır, en değerli varlığımız olan imanımızı korur.
Hayatta insanın çeşitli sıkıntılarla karşılaşıp ümitsizliğe ve bunalıma düştüğü zamanlar olur. Böyle durumlarda insan ibadetle bunalımdan kurtulur. Çünkü insan ibadet sayesinde Allah'a yaklaşır. O'nun rahmetine sığınır ve huzura kavuşur. İbadetlerin, rûhumuza olduğu gibi bedenimize de birçok faydası vardır.
Namaz kılan insan abdest almak zorundadır. Abdest almak, günde birkaç defa temizlenmek demektir. Temizliğin ise sağlığımız için ne kadar yararlı olduğunu hepimiz biliriz.
Namaz kılarken yapılan belirli hareketlerin, oruçta sindirim sistemi ile bazı organların dinlenmesinin vücut sağlığına önemli faydalar sağladığı bir gerçektir. Zekât ibadetinin sosyal yardımlaşma yönünden topluma kazandırdığı birçok yararları vardır.

İman İle İbadet Arasındaki İlişki


Bir müslüman, dinin hükümlerini inkâr etmedikçe ve kalbinde iman bulunduğu sürece ibadet yapmasa bile dinden çıkmaz, kafir olmaz, yine müslümandır. Ancak, Allah'ın emri olan ibadet görevlerini yerine getirmediği için günah işlemiş ve cezayı hak etmiş olur.
İbadetler, imanın olgunlaşmasını ve güçlenmesini sağlar. Ahirette cezadan kurtulmamıza ve cennet nimetlerine kavuşmamıza vesile olur. Sade bir imanla yetinip ibadetleri terketmek imanın zayıflamasına ve giderek iman nurunun sönmesine sebep olur.
İbadet yapılmadığı takdirde, iman ışığı açıkta yanan lamba gibi korumasız kalır. Günün birinde sönebilir. İmanın yok olması, müslümanın cennetin anahtarını kaybetmesi demektir. Bu sebeple ibadetlerin, imanımızın korunmasında ve cennette sonsuz hayata kavuşmamızda çok önemli yeri vardır.

10:56 - 30/10/2008 - yorum {yok} - yorum yaz


İbadet Demek Bütün Yaşayışta Kulluk Demektir

Kategori: Ibadetler

İBADET DEMEK BÜTÜN YAŞAYIŞTA KULLUK DEMEKTİR

Mesele böyle değildir, mesele şöyledir. Hak Teâla'nın sizi ibadet için yarattığı, ibadet şudur ki, sizi yarattıktan sonra size hükümler vermiştir, bu hükümler sizin bildiğiniz ibadetten başka şeylerdir. Siz bütün yaşayışınız boyunca Hak Teâla'nın emirlerine Hükümlerine, bildirdiklerine bağlı bulunacaksınız. Hiçbir zaman başı boş olamayacaksınız. İstediğinizi yapamayacaksınız, bildiğinizi okuyamayacaksınız. Her hareketinizi Hak Teâla'nın kararlaştırmış olduğu şekle ve ölçülere göre ayarlayacaksınız. Bütün işleriniz, bütün davranışlarınız.



Hak Teâla'nın size göstermiş olduğu usule uyacaktır. Böyle yaptınız mıydı, sizin yaşayışınız kendisinden, bütünüyle ibadet olur. Yaşadığınız zaman, uyumanız bile ibadet olur, uyanmanız ibadettir. Yemeniz ibadettir, içmeniz ibadettir, yürümeniz, gezip dolaşmanız, konuşmanız ibadettir. Hattâ karınızın yanına gitmek, çocuğunuzu sevmek dahi ibadettir. Hani siz dünya işleri dediğiniz bu işlerin hepsi de din işi olur, İbadet otur. Şimdi siz yapacağınız her işi Hak Teâla'nın kararlaştırdığı ölçüler dahilinde yaparsanız yaşayışınızda, attığınız her adımda, şunu düşünecek ki, Hak Teâla'nın bildirdiğine göre, caiz olan nedir, caiz olmayan nedir?
Helâl nedir? Haram nedir? Farz nedir? Men edilmiş bulunanlar neler? Ne gibi davranırsa Allahü Teâla'nın rızasını elde eder? Nasıl davranırsa Hak Teâla'nın rızasızlığı ortaya çıkar?



Meselâ siz, günlük geçiminizi temin etmek için işe girişiyorsunuz. Elinize öyle fırsatlar geçiyor ki, kolaylıkla kâfi miktar bol bol haram mal da para da kazanabilirsiniz. Fakat sizin içinizde Allah korkusu, Allah'ı düşünmek varsa, bu haram parayı bu haram malı almazsınız, el dahi sürmezsiniz yiyeceğiniz helâl ekmeği düşünür, aza, kâni olursunuz.
İşle sizin bu şekilde ekmek parası kazanmanız ibadettir. Kazandığınız para ile ekmek aldınız, koltuğunuzun altına kıstırıp, evinize getirdiniz, karınızla çoluğunuzla çocuğunuzla, diğer hak sahiblerinin ele haklarını verip, birlikte yediniz bu sizin için bir ibadettir, bunun ecr sevabı vardır. Bu ecir bu sevap da sizindir. Gelelim başka bir misale. Siz sokakla gidiyorsunuz, Sokak ortasında herhangi düşüncesiz birisi bir taş fırlatıp atmıştır yahut da halkı rahatsız eden, çalı çırpı çor çöp dökmüşlerdir, siz de Allah kulları oradan geçerken sıkıntıya düşmesinler diye bu taşı oradan kaldırır yahut da çör çöpü temizlerseniz bu da yine ibadettir.



Siz yine herhangi bir hastanın ziyaretine gidiyorsunuz, yahut her hangi bir hastaya bir hizmette bulunuyorsunuz, bu da yine ibadettir. Yolda bakıyorsunuz bir kimse vardır, gözü görmez, bu kimsenin elini tutup, yolun öteki taralına geçiriyorsunuz, bu da yine bir ibadettir. Herhangi bir felâketzedeye yardım, ibadettir. Konuşurken görüşürken, yalan söylemekten, şunu bunu ayıplamaktan, gıybet etmekten, iftira almaktan, şunu bunu dilinizle incitmekten, şunun bunun kalbini kırmaktan sakınıyorsanız, Allah'ı düşünerek Allah’tan korkarak, böyle yapıyorsanız, bu da ibadettir. O zaman sizin konuştuğunuz da hep ibadettir.


Buna göre demek ki, Hak Teâla indinde asıl ibadet, insan kendi kendisini anladığı dakikadan ölünceye kadar hem Hak Teâla'nın hükümlerince yaşayışını devam edecek ve onun emri ile yürüyüp gidecek. Bu ibadet için herhangi bir şekilde vakit tayin edilmiş değildir. Bu ibadet her zaman içindir. Bu ibadet herhangi bir muayyen şekil yoktur. Her şekilde her iş ibadet olabilir. Yukarıda verdiğimiz misal gibi, siz demiyorsunuz ki, ben falan vakit Allah kuluyum, falan vakit Allah kulu değilim. Yine demiyorsunuz ki, falan vakit Allah'a ibadet vaktidir,falan vakit ise ibadet vakti değildir.



Kardeşlerim, şimdi siz ibadetin ne olduğunu anlamış oldunuz, şunu da anlamış oldunuz ki, ibadetin muayyen bir vakti ve zamanı yoktur, yaşayış boyunca her hal ü kârda Allah'a kuliuk etmenin adına ibadet derler. Şimdi siz kalkıp da sonra bilirsiniz ki, madem ki ibadet budur, öyle ise şu namaz, şu oruç, şu hacc ve saire, nelerdir? Onun da cevabı şöyle: Allah'ın sizler için farz kıldığı bu ibadetlerden maksat, dediğimiz bu büyük ibadet için sizi hazırlamaktır. Bu ibadetler hazırlık ibadetlerdir. Hani sizin hayatınız, yaşayışınız boyunca devam edecek olan ibadetlere hazır olasınız. Daimi ibadet halinde olmak için hazırlanasınız. Siz günde beş kere namaz kılarken hep Allah kulu olduğunuzu hatırlarsınız.




Hatırlayasınız diye Allahu Teâla size beş vakit namazı farz kılmıştır. Size senede bir ay oruc farz olmuştur, bu da sizi yine kulluk etmeğe hazırlamak içindir. Defalarca size zekât vermenizi hatırlatmıştır, hatırlatmıştır ki, siz kazanmış bulundunuz mal sizin değildir, Hak Teâla atiye kabilinden sizlere ihsan eylemiştir. Bunun için siz sizin olmayan bu malı istediğiniz gibi harcayamazsınız.


Kendi nefis isteklerinize sarf edemezsiniz Kendi sahibinizin, Malikinizin hakkını vermelisiniz. Hac'da ise, Allah'a karşı muhabbet Allah'a karşı sevgi, gönüllerde öyle yerleşir ki, bir kere yer-leşti miydi, bütün ömür boyunca bunun tesiri gönüllerden silinmez, çıkmaz. Bu hazırlık İbadetlerinden sonra, eğer siz öteki büyük ibadet İçin ehliyet kesb ettiniz miydi, yaşayışınızı Allah'ın istediği şekle koydunuz muydu, o zaman sizin her hareketiniz, her işiniz ibadet olur. Elbette şuna do şüphe yok ki, böyle olmakla beraber, namaz yine namazdır. oruç yine oruçdur, zekât yine zekâttır, hacc da hacc. Şimdi, içimizde bu niyet olmaksızın namaz kılsak, boyuna eğilip kalksak, oruç tutup hep aç kalsak susuz kalsak, Hac'a gitsek, Hac merasimini eda eylesek, zekâtımızı ödesek, yine bir faidesi olamayacaktır.



Namazımızın boşuna eğilip kalkmaktan başka bir şey ifade etmeyecektir. Bu zahiri ibadetler için bir misal verelim. Bir vücud vardır, bu vücudun içinde ruh da vardır, gidiyor, geliyor, yürüyor, geliyor, konuşuyor ve saire. O zaman bu demek bir canlı insandır. Fakat bu vücudun içinde ruh yoksa, yerinden kıpırdıyorsa, demek ki ölü bir cesed, bir cenazedir. Ölü cesedin da, cenazenin de elleri olur, ayakları olur gözleri ağzıburnu olur ama ruhu olmaz. Siz de bunun gibi bir şeyi çamurdan da yapabilirsiniz. Bu şekilde namazın erkanı tam olmazsa erkanı ile kılınmazsa orucun şartları doğru dürüst olmadan tutulursa, bu namazın bu oruç ve benzerlerinden maksat Allah'a bağlanmaktır. Allah muhabbetti ve Allah korkusunun kalblere yerleşmesidir. Allah'a karşı bağlılık vefakârlık olmadan kılınan namaz da oruç da benzerleri de ruhu bulunmayan bir cesedden başka bir şey değildir.

10:54 - 30/10/2008 - yorum {yok} - yorum yaz


Namaz

Kategori: Ibadetler

Namaz

 

Rum 30 – O halde sen, batıl dinlerden uzaklaşarak yüzünü ve özünü, hak din olan İslâm’a yönelt ki insanları bu din üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışında değişme yoktur, dosdoğru sabit din odur. Fakat insanların çoğu bilmezler.

 

Yüce Allah bizleri ruhen ve bedenen bulunduğumuz bu mükemmel din üzere yarattığını ayette de açıkça beyan etmektedir. Bu önemli neden üzere bizlerin ilk etapta anlayamasakta dinimizin kurallarını sıkı bir bağlılıkla icra etmemiz gerekmektedir.

 

Rabbimiz bizlerin temel beden ve ruh ihtiyaçları olan namaz, oruç, hac gibi fiiliyatların, ciddiyetini kavrayıp gereği gibi sahip çıkamayacağımızı bildiği için, bunları nafile ibadet olarak keyfiyetimize bırakmamış, üzerimize farz kılmıştır. Küçük bir benzetme ile evlatlarımıza bizlerin sobadan uzak durmaları, ödevlerini yapmaları, yemeklerini bitirmeleri, dişlerini fırçalamaları, erken yatmaları ve benzeri temel ihtiyaçlarını, kimi zaman cezalandırma tehdidiyle de olsa, onlara zorunlu kılmamız gibi.

 

Sadece namazın doktorlar ve psikologlar tarafından kabul edilmiş faydalarından bazıları şunlardır:

 

a) Artan enerji ve canlılık

b) Daha derin sükûnet ve iç huzur

c) Daha iyi çalışan bir sindirim sistemi

d) Düşünce berraklığı ve dikkatini yoğunlaştırma yeteneği

e) Daha gevşek kaslar, daha iyi bir duruş, baş ağrısı dâhil acı ve ağrılardan kurtulmak

f) Bağışıklık sisteminin gelişmesi ve hastalıklardan kurtulmak

g) Daha derin ve tatmin edici uyku

h) İlişkileri idare etme becerisinde artış

i) Stres ve sorunlarla baş etme yeteneğinde artış

J) Daha gelişmiş bir sezgi ve yaratılıcık düzeyi

 

Tüm belirtilen bu faydaları olmasaydı bile biz Müslümanlar Yüce Allah’ın emri olduğu için namaz kılmaktayız. Gani = zenginliğinin hududu/ölçüsü olmayan Yüce Allah kendi ihtiyacı olduğundan değil, bizlerin ihtiyacımız olduğundan namazı bize farz kılmıştır.

 

Kulluğumuzun en güzel sembolü olan namazlarımızda kullandığımız Arapça ifadelerin manasını da ezberleyerek namaz içerisinde kaybolmaktan kurtulabiliriz. Namazımızın özü Arapça olmak kaydı ile namaz esnasında her kullandığımız Arapça ifadenin mealini de aynı anda aklımıza getirmek, bizi namazda gereksiz ve yersiz düşüncelerden kurtaracak tek fiiliyattır.

 

Böylelikle namaz, küçük günahlarımızı mahvedip bizleri arındıran, bizdeki kulluk şuurunu daima taze ve diri tutan, hayâsızlıktan ve kötülükten bizleri alıkoyan büyük bir ikrama dönüşecektir.

 

Daha verimli ve şuurlu bir namazı arzu edenlerimize mutlaka namazda kullandığımız Arapça ifadelerin Türkçe manalarınıda ezberlemelerini tavsiye ederiz...

10:52 - 30/10/2008 - yorum {yok} - yorum yaz


Namaz Hakkında Ayetler

Kategori: Ibadetler

Namaz hakkında ayetler

Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler (2/3)

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin (2/43)

Sabır ve namazla yardım dileyin Bu, şüphesiz, huşû duyanların dışındakiler için ağır (bir yük)dır (2/45)

Hani İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye misak almıştık Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hâlâ) yüz çeviriyorsunuz (2/83)

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin; önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah katında bulacaksınız Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görendir (2/110)

Hani Evi (Ka'be'yi) insanlar için bir toplanma ve güvenlik yeri kılmıştık "İbrahim'in makamını namaz yeri edinin", İbrahim ve İsmail'e de, "Evimi, tavaf edenler, itikafa çekilenler ve rüku ve secde edenler için temizleyin" diye ahid verdik (2/125)

Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir (2/153)

Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır) İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır (2/177)

Namazları ve orta namazını (üstlerine düşerek, titizlik göstererek) koruyun ve Allah'a gönülden boyun eğiciler olarak (namaza) durun (2/238)

İman edip güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekatı verenler; şüphesiz onların ecirleri Rablerinin katındadır Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır (2/277)

O mihrapta namaz kılarken, melekler ona seslendi: "Allah, sana Yahya'yı müjdeler O, Allah'tan olan bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir" (3/39)

Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahud kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (4/43)

Kendilerine; "Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin" denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler De ki: "Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksİnız" (4/77)

Yeryüzünde adım attığınızda (yolculuğa ya da savaşa çıktığınızda), kafirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur Şüphesiz kafirler, sizin apaçık düşmanlarınızdır (4/101)

İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, seninle birlikte dursun ve silahlarını (yanlarına) alsın; böylece onlar secde ettiklerinde, arkalarınızda olsunlar Namazlarını kılmayan diğer grup gelip seninle namaz kılsınlar, onlar da 'korunma araçlarını' ve silahlarını alsınlar Küfredenler, size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve emtianız (erzak ve mühimmatınız)dan ayrılmış olmanızı isterler Yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur Korunma tedbirlerinizi alın Şüphesiz, Allah kafirler için aşağılatıcı bir azab hazırlamıştır (4/102)

Namazı bitirdiğinizde, Allah'ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin Artık 'güvenliğe kavuşursanız' namazı dosdoğru kılın Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır (4/103)

Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar Oysa O, onları aldatandır Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar (4/142)

Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar; işte bunlar, Biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz (4/162)

Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın) Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister Umulur ki şükredersiniz (5/6)

Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin söz (misak) almıştı Onlardan oniki güvenilir- gözetleyici göndermiştik Ve Allah onlara: "Gerçekten ben sizinle birlikteyim Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır" (5/12)

Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku' ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü'minlerdir (5/55)

Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmalarındandır (5/58)

Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister Artık vazgeçtiniz değil mi? (5/91)

Ey iman edenler, sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet hazırlanışında, aranızda içinizden adaletli iki kişiyi (şahid tutun) Veya yolculukta olup size ölüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan başka iki kişiyi (şahid tutun İkisini) Şayet kuşkulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız, onlar da (size): "Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiçbir değere değiştirmeyeceğiz ve Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz Aksi takdirde biz elbette günahkarlardan oluruz" diye Allah adına yemin etsinler (5/106)

Bir de: "Namazı kılın ve O'ndan korkup-sakının (diye de emrolunduk) Huzuruna (götürülüp) toplanacağınız O'dur (6/72)

İşte bu (Kur'an), önündekileri doğrulayıcı ve şehirler anası (Mekke) ile çevresindekileri uyarman için indirdiğimiz kutlu Kitaptır Ahirete iman edenler buna inanırlar Onlar namazlarını (özenle) koruyanlardır (6/92)

De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır" (6/162)

Kitaba sımsıkı sarılanlar ve namazı dosdoğru kılanlar, şüphesiz biz salih olanların ecrini kaybetmeyiz (7/170)

Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler (8/3)

Haram aylar (süre tanınmış dört ay) sıyrılıp-bitince (çıkınca) müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları tutuklayın, kuşatın ve onların bütün geçit yerlerini kesip-tutun Eğer tevbe edip namaz kılarlarsa ve zekatı verirlerse yollarını açıverin Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (9/5)

Eğer onlar tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız (9/11)

Allah'ın mescidlerini, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar onarabilir İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır (9/18)

İnfak ettiklerinin kendilerinden kabulünü engelleyen şey, Allah'ı ve elçisini tanımamaları, namaza ancak isteksizce gelmeleri ve hoşlarına gitmiyorken infak etmeleridir (9/54)

Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederler İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir (9/71)

Onlardan ölen birinin namazını hiçbir zaman kılma, mezarı başında durma Çünkü onlar, Allah'a ve elçisine (karşı) inkâra saptılar ve fasık kimseler olarak öldüler (9/84)

Musa ve kardeşine (şöyle) vahyettik: "Mısır'da kavminiz için evler hazırlayın, evlerinizi namaz kılınan (ve kıbleye dönük) yerler yapın ve namazı dosdoğru kılın Mü'minleri de müjdele" (10/87)

Dediler ki: "Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın" (11/87)

Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namazı kıl Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir Bu, öğüt alanlara bir öğüttür (11/114)

Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir (13/22)

İman etmiş kullarıma söyle: "Alış-verişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmezden evvel, dosdoğru namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler" (14/31)

Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim; Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalblerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım ürünlerden rızıklandır Umulur ki şükrederler" (14/37)

Rabbim, beni namazı(nda) sürekli kıl, soyumdan olanları da Rabbimiz, duamı kabul buyur" (14/40)

Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl, fecir vakti (namazda okunan) Kur'an'ı, işte o, şahid olunandır (17/78)

Gecenin bir kısmında kalk, sana aid nafile olarak onunla (Kur'an'la) namaz kıl Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır (17/79)

De ki: "Allah, diye çağırın, 'Rahman' diye çağırın, ne ile çağırırsanız; sonunda en güzel isimler O'nundur" Namazında sesini çok yükseltme, çok da kısma, bu ikisi arasında (orta) bir yol benimse (17/110)

Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti" (19/31)

Halkına, namazı ve zekatı emrediyordu ve o, Rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı (19/55)

Sonra onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp-uydular Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır (19/59)

Gerçekten Ben, Ben Allah'ım, Ben'den başka ilah yoktur; şu halde Bana ibadet et ve beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl" (20/14)

Ehline (ümmetine) namazı emret ve onda kararlı davran Biz senden rızık istemiyoruz, biz sana rızık veriyoruz Sonuç da takvanındır (20/132)

Ve onları, kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik Onlar bize ibadet edenlerdi (21/73)

Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir (22/35)

Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, ma'rufu emrederler, münkerden sakındırırlar Bütün işlerin sonu Allah'a aittir (22/41)

Allah adına gerektiği gibi cihad edin O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi) O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur İşte, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı (22/78)

Onlar namazlarında hûşû içinde olanlardır; (23/2)

Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır (23/9)

(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar (24/37)

Dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve elçiye itaat edin Umulur ki, rahmete kavuşturulmuş olursunuz (24/56)

Ey iman edenler, sağ ellerinizin malik olduğu ile sizden olup da henüz erginlik çağına ermemiş olan (çocuk)lar, (odalarınıza girmek için şu) üç vakitte izin istesinler: Sabah namazından önce, öğleyin üstünüzü çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (Bu) Üçü sizin için mahrem (vakitleri)dir Bunların dışında size de, onlara da bir sakınca yoktur; onlar yanınızda dolaşabilirler, birbirinizin yanında olabilirsiniz İşte Allah, size ayetleri böyle açıklamaktadır Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir (24/58)

Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler (27/3)

Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür Allah, yaptıklarınızı bilir (29/45)

'Gönülden katıksız bağlılar' olarak, O'na yönelin ve O'ndan korkup-sakının, dosdoğru namazı kılın ve müşriklerden olmayın (30/31)

Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inanırlar (31/4)

Ey oğlum, namazı dosdoğru kıl, ma'rufu emret, münkerden sakındır ve sana isabet eden (musibetler)e karşı sabret Çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir (31/17)

Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler (32/16)

Evlerinizde vakarla-oturun (evlerinizi karargah edinin), ilk cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın; namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a ve elçisine itaat edin Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister (33/33)

Hiçbir günahkar bir başka günahkarın günahını yüklenemez Eğer yükü ağır olan kimse (bir başkasını) onu taşımaya çağırsa, -bu, yakın-akrabası da olsa- kendisine ondan hiçbir şey yükletilmez Sen, yalnızca gayb ile Rablerinden 'içleri titreyerek-korkmakta' olanları ve dosdoğru namazı kılanları uyarırsın Kim temizlenip-arınırsa, artık o, kendi nefsi için temizlenip-arınmıştır Sonunda dönüş Allah'adır (35/18)

Gerçekten Allah'ın Kitabını okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler; kesin olarak zarara uğramayacak bir ticareti umabilirler (35/29)

Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler, (42/38)

Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü? Çünkü yapmadınız, Allah sizin tevbelerinizi kabul etti Şu halde namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a ve O'nun Resûlü'ne itaat edin Allah, yaptıklarınızdan haberdardır (58/13)

Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ı zikretmeye koşun ve alış-verişi bırakın Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır (62/9)

Artık namazı kılınca, yeryüzünde dağılın Allah'ın fazlını isteyip-arayın ve Allah'ı çokca zikredin; umulur ki felaha (kurtuluşa ve umduklarınıza) kavuşmuş olursunuz (62/10)

Ancak namaz kılanlar hariç; (70/22)

Ki onlar, namazlarında süreklidirler (70/23)

Namazlarını (titizlikle) koruyanlardır (70/34)

Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir) Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder Sizin bunu sayamıyacağınızı bildi, böylece tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etti Şu halde Kur'an'dan kolay geleni okuyun Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah'ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir Öyleyse ondan (Kur'an'dan) kolay geleni okuyun Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulursunuz Allah'tan mağfiret dileyin Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir (73/20)

Onlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler (74/43)

Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı (75/31)

Ve Rabbinin ismini zikredip namaz kılan (87/15)

Namaz kıldığı zaman bir kulu (96/10)

Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılan hanifler (Allah'ı birleyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkasıyla emrolunmadılar İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur (98/5)

İşte (şu) namaz kılanların vay haline, (107/4)

Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, (107/5)

Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes (108/2)

Eğer korkarsanız yaya veya binekte iken kılın Güvenliğe girdiğinizde ise yine Allah'ı bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi zikredin (2/239)

Onlar Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler (Furkan, 64)

10:49 - 30/10/2008 - yorum {yok} - yorum yaz


Sonraki Sayfa
Hakkımda
Allah'ın Zatından Başka Her Şey Yok Olucudur
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Kategoriler
Son Yazılar
- Kutsal Günler ve Geceler
- Arefe ve Terviye Günü
- Bayram Günleri
- Cuma Günü & Cuma Namazı
- Aşure Günü ve Gecesi

Risale-i Nur Külliyatında Arama ve Araştırma

www.baktube.tr.gg











İnternet Haberleri

Sesli Sözlük
Kelime:

-------DUYURULAR-------

---- Lütfen ilgili mesajlarınız için cbox sohbet kutusuna yazabilirsiniz.
---- Yapılan her türlü ahlak dışı yorumlar silinecektir.
---- Bazı genel kategoriler hala yapım aşamasında.
---- İlginiz için teşekkürler. -------DUYURULAR-------

www.baktube.tr.gg
www.baktube.tr.gg
Adınızı Arayalım: